Yeşil Beyaz

Merdivenlerden hızla koştu çocuk..koridorun en solunda yatan dedesine doğru...''dede dede bubam beni yeşil-beyaz'ın maçına götürecek''diye...
Bubası 2 yıllık şark hizmetinden yeni dönmüştü,yorgun bitkin bir halde...ama o güneydoğunun dağlarında kaldığı sürece yeşil-beyaz sevgisi hiç azalmamış bilakis daha da artmış, radikalleşmişti...
Çocuk hep bubasını özlemişti..ne karne törenine..ne yılsonu müsameresine gelebilmişti bubası..öğretmeni hep sorardı; yavrum buban nerde senin?bak veli toplantın oldu geçen ama gelen olmadı...
Boynu bükülür tek bir cevap veremezdi çocuk...
Ömrü bubasını özlemek, onun dağlardaki resimlerine bakarak geçmişti...
Oğlum babanın mesleği nedir diye sorularına tek bir cevap verirdi çocuk ;
Kemal'in askeri..benim bubam...
Baba yokluğunu soluğu hep yatakta yatmak zorunda olan dedesinin yanında alıpta gidermeye çalışırdı..dedesinden duymuştu ilk yeşil-beyaz bir allahsız sevdanın masalını uyumaya çalıştığı gecelerde masal niyetine dedesinden...
Tek tükte olsa köyün kahvesine çıkarken süzgeçsiz bir çay için dedesinin, boynuna dolalı beyazı artık sararmış yeşil-beyaz bir kaşkolle sevdi aslında yeşil-beyaz'ı çocuk...
Hep gıpte ederdi dedesine her bakışında o kaşkolü gördüğünde...okulda arkadaşları hep galip gelen takımların kaşkolünü takardı...o ise kemalin askeri bubasının yıllar önce ona hediye ettiği damalı yeşil-beyaz kaşkolü takardı..arkadaşları hep dalga geçerdi..ne o senin takım yine bu hafta fark yedi?hala o takımı tutuyorsun...diye..ve her defasında bu uğurda yumruk sallardı çocuk...o bir çift renk için..ve asla yüzünü güldürmeyen renk için...
Çünkü o hep yenilip kızdırılmasına, dalga geçilmesine sebeb olan renk ona o çok sevdiği dedesinden, yüzünü bir türlü görmeye doyamadığı kemalin askeri bubasından yadigardı...
Ona usulca koşan çocuğa dönüp gülümseyen gözlerle baktı dede;
Demek buban maça götürecek..şanslısın çocuk, ben ömrümde hiç yeşil-beyaz'ın şampiyonluk maçını görmedim.Kısmet bu yatağa bağlandığım güneymiş...
Evet o yeşil-beyaz emektar Bursa Atatürk Stadyumunda tarihinde ilk kez şampiyonluk maçına çıkıyordu...
Bol bol resim çekeceğim dedem, o kupayı kaldırdıkları anı sana getireceğim dedi çocuk inançla...
Ve o senede bir gördüğü bubasının eline yapışıp yollandı o milyonların uğruna canını vereceği tozlu beton basamaklara doğru dedesinden aldığı o beyazı sararmış büyük büyük nene yadigarı yeşil-beyaz kaşkolle...
Bol tükürüklü köfte kokuları eşliğinde aldı soluğu bubasıyla beraber çocuk stadyumda...
Ve yeşil-beyaz'ın her çerçeveyi bulan golünde bir kendi için..bir dedesi için fırladı havalara...bir dedesi için bir de kendi için katıldı güneş sensin ay sensin tezahüratlarına dilinin döndüğünce çocuk...
Yeşil-beyaz kupayı kucaklamış ve şampiyon olmuştu o maç sonunda...
Binbir heyecanla koştu o yataktaki yatalak dedesine çocuk...
''şampiyon şampiyon bursa şampiyon..alkışlayın ibneler bursa şampiyon''diye diye bubasıyla beraber...
Dede o merdivenlerden gelen tezahüratı duymuştu, gözleri doldu zira yıllar önce o da setbaşında alkışlayın ibneler bursa şampiyon diye yeri göğü inletmişti...
elini tutup ,oldu dedem yeşil-beyaz şampiyon oldu diyen çocuğun ellerine tutunmaya çalıştı dede...ama beceremedi...
Artık yıldızlar ülkesine gitmenin vakti gelmiş ve onu çağırıyorlardı de hayde koca kumandan vakit bu vakittir diye yıldızlar ülkesinden...
Öylece bakakaldı dedenin o kara gözleri çocuğun gözlerinde...
Çocuk birşey anlamadı o donuk gözlere baktığında..o kemalin askeri bubasının omuzlarını silkelemesiyle kendine geldi bir anda...
''Dede yeşil-beyaz'ın şampiyonluğunu gördü ve yıldızlar ülkesine gitti artık oğlum, bırakalım tadını çıkarsın, keyfini sürsün oralarda dedecik...'' dedi o hep hasret kaldığı bubası....
Ve o çocuk o gün bir daha anladıki ;
Yeşil-beyaz bir ömürdür...zaferini son nefeste görmek pahasına da olsa...

komutan