KENTİNDEN UZAK DÜŞENLERE...
Kendi kentinden yorgun düşenlere…
Bir serüven gibidir hayat; yol verir kendiliğinden uzak düşenlere… akıl verir sarmalansın kendine diye… geçmişini verir ötesinden tutsun elini diye… harmanlar yüreğini soluksuzca, belki tutar da gelir yanı başıma diye.
Düşünülmeden ayrı düşülen yollar gibidir zehri figan eylenen uzak diyarlar. Yokuşsuz kalmış gibi dümdüze iter insanı kendi bedeninin dışından; ve haykırırcasına sürükler yüreği kendinden çok uzak ellere, aynı sarmalanıp kaldırılmış bayraklar gibidir hissiyatlar. Utandırır belki de kendini ötekilerin nazarında, belki de öfkelendirir ötekiler karşısında ama belki de hınçlaştırır kendini kendi topraklarının yanı başına düşebilme sevdasıyla…
Kentsizliktir bu sevdanın adı. Kendi kentinden uzak kalmaktır ötekindeki anlamı. Ama içindekini bilemez gayri yanında olanlar, ya sen nasıl adlandırırsın bu çığlığını; “göğsü delen acı gibidir uzak ellerde olmak” da diyebilirken öyle demez belki yürek. Acısını bu şekil izah eder belki beden ama yine de böyle basit olmaz bu özlem.
Yağmuru aklına düşerse kentinin, ya sokaklarında bayraklaşan kentin çocukları, ya da kar yağmasının ardında saklı çocuklukların… veyahut da adını bile koyamayacağın saklılıkların. Acıdır, acıtır da… kötü yakar yüreğini uzak ellerde bayraksızlık. Çok daha kötü yapar ötekilerin kucağında feryad figanına karşılıksızlığın. Ses edemez olursun çoğu zaman kendine;”yahu” dersin kendi kendine, “bu kadar mı özler insan kentini” ama cevabını yine sen veremezsin. Çünkü acının içinde yananın ta kendisisin.
‘Yer değiştirmem gerek’ diye de düşünebilir belki insan, ama o derece kolay olmasa gerek bu düşünün. Düşünsene bir kere, nasıl da seni sinirlendirir özlemlerin sevinçsizliğine, mutsuz olmanı bile hor gören bu kente. Kolay değil gerçekten özlemek. Kolay olsaydı eğer bayraklaşmazdın kendi kendine kentsiz kaldığın öte kentlerde.
Yolculuklar vardır hatıralarda kalan. Kendi kentinin yolculukları. Bir hüzünbaz sevda gibidir kovalamacaları, “ahhh” dersin işte yok mu o yolculuklar. İnsanın aklı kalır geçmişinde, açılamaz eskisinde kalan gözlerinden geleceğe. Yorgun düşer hayalleri, belki de ne sevdalar saklıdır kendi içinden, belki de ne muzurluklar; “ama yine de” dersin “özlemek güzeldir”.
Özlemidir… bir çırpıda verir sesini ötekisizler içine;
bayrakları dalgalandırmadan ölmek ne kadar acıdır anne..
sallayamaz oldum diyar ellerden kendimi..
bayraklaşamaz oldu yüreğim hasretinle..
sen öte de ben beri de.. çok uzağım anne..
bayraklarım nerede..
Kendi kentinden yorgun düşenlere…
Bir serüven gibidir hayat; yol verir kendiliğinden uzak düşenlere… akıl verir sarmalansın kendine diye… geçmişini verir ötesinden tutsun elini diye… harmanlar yüreğini soluksuzca, belki tutar da gelir yanı başıma diye.
Düşünülmeden ayrı düşülen yollar gibidir zehri figan eylenen uzak diyarlar. Yokuşsuz kalmış gibi dümdüze iter insanı kendi bedeninin dışından; ve haykırırcasına sürükler yüreği kendinden çok uzak ellere, aynı sarmalanıp kaldırılmış bayraklar gibidir hissiyatlar. Utandırır belki de kendini ötekilerin nazarında, belki de öfkelendirir ötekiler karşısında ama belki de hınçlaştırır kendini kendi topraklarının yanı başına düşebilme sevdasıyla…
Kentsizliktir bu sevdanın adı. Kendi kentinden uzak kalmaktır ötekindeki anlamı. Ama içindekini bilemez gayri yanında olanlar, ya sen nasıl adlandırırsın bu çığlığını; “göğsü delen acı gibidir uzak ellerde olmak” da diyebilirken öyle demez belki yürek. Acısını bu şekil izah eder belki beden ama yine de böyle basit olmaz bu özlem.
Yağmuru aklına düşerse kentinin, ya sokaklarında bayraklaşan kentin çocukları, ya da kar yağmasının ardında saklı çocuklukların… veyahut da adını bile koyamayacağın saklılıkların. Acıdır, acıtır da… kötü yakar yüreğini uzak ellerde bayraksızlık. Çok daha kötü yapar ötekilerin kucağında feryad figanına karşılıksızlığın. Ses edemez olursun çoğu zaman kendine;”yahu” dersin kendi kendine, “bu kadar mı özler insan kentini” ama cevabını yine sen veremezsin. Çünkü acının içinde yananın ta kendisisin.
‘Yer değiştirmem gerek’ diye de düşünebilir belki insan, ama o derece kolay olmasa gerek bu düşünün. Düşünsene bir kere, nasıl da seni sinirlendirir özlemlerin sevinçsizliğine, mutsuz olmanı bile hor gören bu kente. Kolay değil gerçekten özlemek. Kolay olsaydı eğer bayraklaşmazdın kendi kendine kentsiz kaldığın öte kentlerde.
Yolculuklar vardır hatıralarda kalan. Kendi kentinin yolculukları. Bir hüzünbaz sevda gibidir kovalamacaları, “ahhh” dersin işte yok mu o yolculuklar. İnsanın aklı kalır geçmişinde, açılamaz eskisinde kalan gözlerinden geleceğe. Yorgun düşer hayalleri, belki de ne sevdalar saklıdır kendi içinden, belki de ne muzurluklar; “ama yine de” dersin “özlemek güzeldir”.
Özlemidir… bir çırpıda verir sesini ötekisizler içine;
bayrakları dalgalandırmadan ölmek ne kadar acıdır anne..
sallayamaz oldum diyar ellerden kendimi..
bayraklaşamaz oldu yüreğim hasretinle..
sen öte de ben beri de.. çok uzağım anne..
bayraklarım nerede..